Anasayfa / Genel Kültür / Tarih / Priamos Hazinesi – Troya
priamos hazinesi

Priamos Hazinesi – Troya

Alman tüccar ve altın avcısı Heinrich Schliemann, Homeros’un Iliada’da anlattığı Troya’nın (Truva), Çanakkale’nin merkezine 37 kilometre mesafedeki Hisarlık Tepesi’nde olduğuna inanıyordu.

Bir destandan hareketle Troya kralı Priamos’un altın hâzinelerini bulmak için yola koyulan Schliemann 1870 yılında Troya bölgesindeki Hisarlık Höyügü’nün ortasında bir çukur açarak kazılara başladı. “Schliemann Yarması” olarak adlandırılan ve 40 m genişliğinde 17 m derinliğinde olan bu yarma arkeolojik yöntemler açısından epey tartışmalı kazılarla açılırken birçok katman da tahrip oldu. Ancak Schliemann 1873 yılı mayıs ayı sonlarında Hisarlık Tepesi’ndeki en eski ikinci yerleşim katmanına ait iki sur duvarı arasında “Priamos Hâzinesi” adını verdiği ve 8831 parçadan oluşan büyük bir hazine buldu.

Priamos Hazinesi

Bugün paha biçilemeyen bu hazine, 8700 boncuk altın, filigran sarkaçlı iki diyadem, dört küpe, kolyeler ve bileziklerin dışında bir alınlık, 56 tane küpe, altın ya da gümüşten yapılma çeşitli kap ve çanaklardan oluşuyordu. Bulduğu parçalardan bazılarını eşi Sophie’ye takarak fotoğraflarını çeken Alman Arkeolog, Troya’daki kazılarda toplam 20 hazine keşfetti. Altın, gümüş ve yan-kıymetli taş içeren 17 hâzineyi önce Atina’ya kaçıran Schliemann sonra da Berlin’e götürdü. H. Schmidt tarafından A’dan Z’ye numaralanan bu hâzinelerin çoğu bugün dünyanın değişik yerlerindeki 5 ayrı müzede yer alıyor.

priamos hazinesi truva

Schliemann A, C, D, F, J ve O hâzinelerine ait bazı küçük parçalan Osmanlıya iade etse de asıl önemli parçaları Almanya’ya kaçırmıştı. Ancak II. Dünya Savaşı sonlarında bu hâzinelerden 13’ü ortadan kayboldu. Hâzinelerin ardındaki esrar perdesi eserlerin bazılarının 1993’te Moskova’daki Puşkin Müzesi’nde onaya çıkmasıyla aydınlandı. Sovyetler Birliği hâzineye II. Dünya Savaşı’nda savaş ganimeti olarak el koymuştu.

Priamos Hazinesi Ülkemize Geri Dönecek mi?

Schliemann, Priamos Hâzineleri’nde 16.353 parça altın olduğunu söylemişti. Bugün o hâzinenin en önemli parçalan Moskova’daki Puşkin Müzesi’nde sergileniyor. 11 parça altın ABD’deki Pennysylvania Müzesi’nde, bir altın küpe Almanya’daki Schmuckmuseum Pforzeim’da, çift kulplu bir gümüş kupa British Museum’da sergileniyor. Ayrıca bazı parçalar Saint Petersburg Hermitage Müzesi ile New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nde. Kimi parçaların ise özel koleksiyoncuların eline geçip Sotheby’s ve Christie’s gibi antika müzayedelerinde el değiştirdiği biliniyor. Geri kalanların nerede olduğu ise hâlâ gizemini koruyor.

Türkiye, Fikri Sağlar’ın Kültür Bakanlığı döneminde dünyanın dört bir yanına dağılan bu nadide hazine parçalarının peşine düştü. Troya Hâzinesi Rusya’dan geri istendi. Ancak talep reddedildi ve hazine maalesef çalındığı topraklara geri getirilemedi. Hazine ancak 18 Mart Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Göksel Sazcı’nın beş yıllık çalışmasının sonucu olarak bir kitapta (Troia Hâzineleri) bir araya getirildi. Kitap bu hâzinedeki parçalan fotoğrafları, tarihsel değerleri ve yurtdışına çıkarılış öyküleri ile birlikte anlatıyor.

Topraklarımızdan alınıp götürülen ve üç kıtaya dağılan Troya hâzinelerinin peşine düşün. Çünkü bu hâzinede anlatılan bu toprakların hikayesidir. Unesco’nun “her eski eser kendi yerinde kalmalıdır” ilkesi, ancak bizlerin bu topraklara vereceği kıymet sayesinde hayata geçebilir. Ve ancak bu kıymet sayesinde o hazineler bir gün anayurduna dönebilir.

 

Bunu kaçırma!

karadeniz demiryolu

İstanbul’un Kayıp Karadeniz Demiryolu

Geçmişin izlerinin hızla silinebildiği bir ülke Türkiye. Ancak bazen geçmişin izlerini örten tabakaları eşeleyip, o …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir