Anasayfa / Kimdir / Michelangelo Buonarroti Kimdir – Hayatı
Michelangelo

Michelangelo Buonarroti Kimdir – Hayatı

Michelangelo Buonarroti, 6 Mart 1475’te babasının belediye başkanı olduğu Caprese’np Tuscan köyünde doğdu. Henüz küçük bir çocukken annesini kaybetti ve yakınlardaki Settigano’da, taşçılıkla uğraşan bir ailenin yanında yetişti. 1485’te babası yeniden evlendiği zaman, Michelangelo Floransa’ya onun yanına gitti. Bu sanatla yoğrulmuş büyük kentte, genç resim öğrencileriyle dostluk etti ve zamanının çoğunu Donatello, Giotto, Masaccio ve Botticelli gibi ustaların eserlerini kopya etmekle geçirdi.

Babasının tüm itirazlarına karşın, 1488’de duvar ressamı Ghirlandaio’nun yarımda çıraklığa başladı ve 1498’de Lorenzo’de Medici sanat okulunda, bir zamanla Donatello’nun öğrencisi olmuş, heykeltıraş Bertoldo’nun koruması altında öğrenim görmeye başladı. Daha sonraki üç yıl boyunca, Michelangelo, Medici sarayında yaşadı ve orada, o dönemde sarayda geçerli olan entelektüel akım Neoplatonism’den derin bir biçimde etkilendi.

Lorenzo’nun Ölümü

Lorenzo 1492’de ölünce, sert reformcu Savonarola, halkı ayaklanmaya ve Medici’leri Horansa’dan sürmeye kışkırttı. Bunun üzerine çıkan iç çatışmada, Michelangelo önce Venedik’e sonra da Roma’ya kaçtı. Roma’da kaldığı ilk beş yıl içinde, aralarında Bacchus ve çok beğenilen St. Peter’s Pieta gibi heykellerin de olduğu, en önemli ilk eserlerini yarattı. Bu arada Floransa halkı, Savonarola’ya karşı olmuştu ve yurttaşlar 1498’de onu kazığa bağlayıp yaktılar. 1500’de, Floransa kentinin daveti üzerine, Michelangelo zafer kazanmış olarak geri döndü. Bundan kısa bir süre sonra, daha önce iki heykeltıraşın beceremediği, on üç ayak yüksekliğinde bir mermer bloğunu kazmakla görevlendirildi. Üç yıl boyunca gizli gizli çalışarak, halk arasında çeşitli tahminlere yol açtı. Ve David’in anıtsal çıplak heykelinin 1504’te örtüsü kaldırıldığında, hayret ve hayranlıktan halkın ağzı açık kaldı.

Michelangelo

Michelangelo’nun Papalarla Olan İlişkileri

Herkes Michelangelo’nun hizmetinden yararlanmak istiyordu. 1505’te, iktidar sahibi ve dünya zevklerine düşkün olan Papa II. Julius, ona Roma’ya geri dönmesini emretti ve kendi cenazesiyle ilgili bir anıt yapmakla görevlendirdi. Michelangelo’nun kariyerinde en sinir bozucu olay olan bu proje, onun, Medici papalarıyla uzun ve çalkantılı ilişkisinin başlangıcını oluşturdu. Anıt için, dev bir bronz heykel üzerinde bir yıl boyunca çalıştıysa da, tamamladıktan kısa bir süre sonra, top yapmak üzere eritilmesi faciasını yaşadı.

Michelangelo Projeleri

1508 ve 1512 yılları arasında, Julius’un büyük projelerinden biri olan, Şistine Chapel’inin tavanının resmedilmesiyle ilgilendi. Boyalar yüzüne akarken, sert yapı iskelesi üzerinde sırtüstü uzanmış sanatçının kahramanlık öyküsü, efsane halini aldı. 1513’te Julius’un ölümünden sonra mirasçıları, ataları için kabir yapma yolunda yeni bir girişim için kontrat yaptılar; sonuçta ortaya çıkan çalışma, işin içine uzatılmış davalar da girince, Michelangelo’nun kırk yılını alacaktı. “Bütün gençliğimi, bu kabre zincirle bağlanmış olarak yitirdim.” diye yazacaktı sonradan. Sonunda, St. Peter’s’daki türbe için yaptığı planlardan vazgeçmeye zorlandı. O kocaman mermer heykel Moses (Musa) ve The Slaves (Esirler) olarak bilinen heykeller, asla tamamlanamamış bir bütünün etkileyici parçalan olarak hâlâ yaşıyorlar.

Michelangelo

1516’da, Papa X. Leo Michelangelo’ya, Medici ailesi için bir chapel çizmek üzere Floransa’ya geri dönmesini emretti. Bunun üzerindeki çalışma, Leo’nun halefi olan bir başka Medid’nin, VII. Glement’in döneminde de devam etti. Kutsal Roma imparatorluğuyken birlikleri 1527 yılında Roma’yı yağmaladıklarında, Clement, kent yardımına gelmediği için duyduğu kızgınlıktan dolayı, Floransa üstüne yürüdü. Michelangelo, eski koruyucusuna karşı, Floransa kentinin savunmasının başına getirildi ve kent, dokuz ay boyunca direndi. Ama 1530’da bir hain, kentin kapısını açtı ve Clement’in güçleri Floransa’ya girdiler. Michelangelo, affa uğramasına ve Medici Chapel’iyle ilgili çalışmalarına devam etmesi söylenene kadar, birkaç hafta bir çan kulesinde gizlenmek zorunda kaldı.

1534’te şapel tamamlanınca, Michelangelo son kez Floransa’dan ayrıldı ve Roma’ya gitti. O zamanlar neredeyse altmış yaşındaydı. Papa III. Paul, Şistine Chapel’inin duvarına bir Last Judgment (Son Hüküm) resmi yapmasını istedi. Bu çalışma onu on beş yıl boyunca meşgul etti. 1547’de Roma’daki St. petef Basilicası’nın baş mimarı olarak atandı ve oradaki büyük kubbeyi çizdi; hâlâ tûm zamanların en büyük mimari başyapıtların, dan biridir.

Michelangelo’nun Ölümü

Michelangelo

Michelangelo, seksen dokuzuncu doğum gününden üç hafta önce, 18 Şubat 1564’te Roma’da öldü.
Onun döneminin anlatılarına göre, Michelangelo münzevi ve içine kapanık bir adamdı, hemen parlayan bir kişiliğe sahip olarak, öfke nöbetleri geçirirdi. Çok sade bir yaşam sürerdi, az yer, az içerdi, neredeyse hiç uyumazdı. Leonardo ve Raphael gibi döneminin diğer sanatçılarının aksine, moda olan giysilerden kaçınır, basit işçi giysileri ve botları giyerdi. Hatta o giysilerle uyuduğu bile söylenirdi.

Michelangelo’nun Dehası

Bir heykeltıraş olarak görmesine karşın, Michelangelo’nun müthiş dehası, yaptığı her şeyde, ister heykel olsun, ister resim, ister mimarlık, ister şiir, hepsinde çok belirgindi. Birçoğu Gherardo Perini ve Febo di Poggio gibi genç erkeklere yönelik, üç yüzden fazla sone yazmıştır.

Michelangelo

1532’de, elli yedi yaşındayken, Tommaso de’ Cavalieri adında, güzel ve genç bir soyluyla tanıştı ve yaşamının geri kalan bölümünü ona adadı. Onun için sayısız aşk sonesi yazdı ve ona, çizdiği resimleri gönderdi. Bunların bir tanesinde, kendisini, bir kartal kılığında Zeus olarak gösteriyordu. Ve kartal da, çoban Ganymede olarak, Cavalieri’yi kapmış, göğe doğru yükseliyordu.
Anlaşıldığına göre, gerçek yaşamda, ilişkileri platonikti, çok seven yaşlı erkek rolünü, Cavalieri de ulaşılmaz genci oynuyordu.

Michelangelo’nun Yazdığı Şiirler

Cavalieri’ye yazdığı şiirler, Kirin ölümünden sonra 1623’te basıklığında, Michelangelo’nun yeğeni, erkek zamirleri, dişi zamirlerle değiştirmeyi uygun gördü Bu da çağdaşlarının, sonelerinin homoseksüel imalarını anladıklarını ve bundan utanç duyduklarım gösteriyordu.

Yaşadığı dönem içinde, Michelangelo’nun cinselliği türlü yorumlanmıştı: Aretino onu, Perini ve Cavalieri ile “sodomitikal” ilişkiler kurmakla suçlamıştı. Şöyle yazıyordu: “İlahi olsan bile, erkeklerle düşüp kalkmayı hor görmüyorsun”, ötekiler ise Michelangelo’nun “sanatıyla evli” olduğunu iddia etmişlerdir.

Michelangelo’nun 1544’te, Luigi del Riccio’nun en sevdiği yeğeni Francesco (Cecchino) di Zanobi Bracci’nin on beş yaşında ölümü üzerine bestelediği elli sonelik bir grup vardır ki, bunlar özellikle ilgi ve merak uyandırır ve bir şeyler ima eder. Genç oğlan hakkında şöyle yazıyordu:

“Sana sadece bir saat için teslim olmuştum. Oysa ölüme, sonsuza dek teslim oldum.”

(Cecchino’yu tanıdığında altmış sekiz yaşında olan) Michelangelo’nun, oğlanın amcasıyla olan mektuplaşmalarında, duyguları konusunda olağandışı bir biçimde açık sözlü olduğu görülüyor.

Michelangelo Luigi Yazısı

Örneğin 1542 yılında Luigi’ye yazdığı bir mektupta, Cecchino hakkında pekâlâ homoerotik bir hayal olabilecek bir şeyler yazar. Kullandığı ton, kendisi ve mektuplaştığı kişi arasındaki, belirli bir anlayış içeren suç ortaklığını çağrıştırır. “Bunu, (Madrigal’i) kısa bir süre önce Floransa’ya gönderdim. Üzerinde yeniden çalışıp daha uygun bir hale getirdiğimden, onu sana yolluyorum ki sen onu verebilesin, eğer canın isterse aleve atabilirsin; yani beni tüketene. Senden başka bir ricada daha bulunacağım. Bu da, dün geceden beri beni yiyip bitiren belli bir tereddüdümü açıklığa kavuşturmandır. Bir rüyada, idolümüzü karşılarken, onun bana güldüğünü ve beni tehdit ettiğini fark ettim. Ve ben, bu ikisinden hangisine inanmam gerektiğini bilmediğimden, bunu, ondan öğrenmen için yalvarıyorum sana. Ve orada, yarın birbirimizi gördüğümüzde, bunu açıklığa kavuşturabilirsin.”

Michelangelo’nun Görsel Sanatçılığı

Belki de tüm zamanların en büyük görsel sanatçısıydı. Çalıştığı her alanda harikalar yaratırdı. Erkeklerden hoşlanan bir erkek olarak, cinsel yönelimleri çalışmalarının temelini oluştururdu. Erkek bedeni büyülerdi onu. Resimlerindeki kadınlar bile, bazılarının iddiasına göre, sanki erkek bedenine sahiptirler. Sadece eşcinsel hayal gücüne değil, hepimizin toplu kültürel hayal gücüne yaptığı, değeri asla ölçülemeyecek etkisi, erkek bedenini kahramansı bir biçimde ele alması ve ifade etmesi yoluyla olmuştur.

Michelangelo

Kırk yılda bir, insan güzelliğinin ideal imajı, toplu hayal gücümüzü ele geçirir: O güzel hatlarının, geç klasik sanatı büyülediği, Hadrian‘ın sevdiği Antinous’da durum aynen böyle olmuştu. Michelangelo’nun David’ inin görüntüsü ise tarihi, güvenli ama tereddütlü, havada asılı gibi duran; rahat, gençlik dolu yine de güçlü ve adaleli yapılı yeni bir erkek güzelliği tipiyle tanıştırmıştır. Bu güzellik kavramı bugüne dek varlığını sürdürmüştür. Chelsea’de, Castro’da, West Hollywood’da veya Key West’te, jimnastik salonundan çıkmış erkeksi bir bedene her rastladığınızda, Michelangelo’nun beş yüz yıl önce bize miras olarak bıraktığı erkek güzelliğiyle ilgili bir düşünce kalıbına kendisi bilincinde olmasa bile şapka çıkaran eşcinsel bir adamın yanından geçiyorsunuz demektir. Kendimizi nasıl gördüğümüz, onun etkisiyle biçimlenmiştir. Onun heykeltıraş elleri, dünyamızı şekillendirmeye devam etmektedir.

Bunu kaçırma!

bruno kreisky hayatı

Bruno Kreisky – Avusturya Şansölyesi

Avusturya’nın ilk Sosyal Demokrat Şansölyesi (1970-83) Bruno Kreisky, Ortadoğu’da ve Doğu-Batı çatışmasında gösterdiği barış çabalarıyla …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir