Anasayfa / Kimdir / Leonardo Da Vinci Eşcinsel miydi?
leonardo da vinci

Leonardo Da Vinci Eşcinsel miydi?

Leonardo Da Vinci ile alakalı bundan önce de yazmıştık. Bu kez sizlere Da Vinci’nin özel hayatına inerek hayatı, icatları ve Sigmund Freud’un iddialarına göre eşcinsel olup olmadığını inceleyeceğiz.

Leonardo da Vinci 1452’de İtalya’nın Tuscany eyaletinde, Vinci’de doğdu. Floransalı bir noterle köylü bir kızın yasadışı oğlu olan Leonardo, babaannesi ve dedesi tarafından yetiştirildi. Yaşına göre çok erken gelişen yeteneği, ressam Andrea del Verrochio tarafından keşfedildi ve Leonardo on dört yaşında onun çırağı oldu. On yıl sonra, hâlâ Verrocchio ile yaşarken, Leonardo ve üç genç, Jacopo Saltarelli adında on yedi yaşında bir modelle, “tanrı tanımaz eylemler” yapmakla suçlandılar. Resmen kınanarak, cezalandırıldılar.

Leonardo Da Vinci’nin Yapıtları

1482’de Leonardo Milano’ya ve Ludovico Sforza’nın sarayına ünlü Notebooks’u Grazie kilisesindeki, şimdi çok bozulmuş olan Last Supper (14998, Son Yemek) freski gibi başyapıtlarını yaptı. Fransızlar 1499 istila ettiklerinde, Leonardo Floransa’ya döndü ve Cesare Borgja için askeri mühendis olarak çalıştı. Borgia’nın Fransızlara karşı kazandığı zaferin (1503-5) anısına yaptığı büyük freskaslatadır. Leonardo’nun yeni ve deneysel fresk tekniklerine duyduğu tükenmez ilgi, ona pahalıya mal olacaktı. Floransa’dayken, o ünlü Mona Lisa’yı (1503) yaptı.

leonardo da vinci

1507’de önce Milano’da daha sonra Roma’da, Fransız Kralı XII. Louis’nin hizmetine girdi. Buralarda jeoloji, botanik ve mekanik gibi alanlardaki birçok bilimsel merakını tatmin etme fırsatı buldu. 1515’te Fransa’nın I. Francis’i, onu Cloux şatosuna yerleşmeye ve araştırmalarını orada yapmaya davet etti.

Leonardo da Vinci Gizliliği

Leonardo, gizliliğe çok önem veren, özel yaşamını kapalı tutmaya çalışan bir adamdı. Örneğin defterleri, ayna yazısıyla yazılmışlardır. Bu yüzden onun özel yaşamı hakkında çok az şey biliyoruz. Sadece, asistanlığını yapan bir dizi güzel ve genç erkeğe bağlı olduğunu biliyoruz: Cesare de Sesto, Boltraffio, Andrea Salaino ve evlat edinip mirasını bıraktığı Francesco Melzi adında genç bir aristokrat. Ayrıca Caprotti adında, on yaşında güzel bir çocuğu da yanına aldı. Onu “Küçük Şeytan” diye çağırırdı, çünkü çocuk sürekli olarak ondan bir şeyler çalardı. Leonardo bu ufak hırsızlıkları büyük bir titizlikle ve de resmen göz yumarak, defterine not ederdi. Çocuğu model alarak çizdiği resimler ve tablolar, yirmi yıllık bir dönemi kapsar.

Leonardo da Vinci’nin Bıraktığı Projeler

leonardo da vinci

Leonardo yavaş çalışırdı ve projeleri bitirmekte zorlanırdı (Tamamlanmamış Mona Lisa dört yıl sürmüştü). Çağdaşlarının birçoğu, zamanını ve yeteneğini boşuna harcadığım düşünmüşlerdir. Ve tarihçi Vasari’nin yazdığma göre, ölüm döşeğinde, sanatına olan görevini yerine getiremediğinden, Tanrı’yı ve insanlığı gücendirmiş olduğu için pişmanlık duymuştur.

Leonardo 1519 da, yanı başında Francesco Melzi varken, I Cloux’da öldü. Bir simgesi evrensel dâhi olan Leonardo, çok büyük özgünlüğü ve gücü olan bir sanatçı, çok yönlü bir düşünür ve çok kimseyi etkilemiş bir yenilikçi ve bilim adamıdır. Ardında, bilimsel projeler, icatlar, mimari desenler ve taslaklar içeren sekiz binden fazla defter sayfası bırakmıştır.

Sigmund Freud’un Da Vinci Kitabı

Rönesans ustasının çağdaş eşcinsel psişiği üzerindeki en yoğun etkisi, Sigmund Freud’un ünlü denemesi ” da Vinci and a Memory of His Childhood”u (1910, Leonardo da Vinci ve Çocukluğunun Bir Anısı) yoluyla olmuştur. Çünkü Freud denemede homoseksüelliğin nedenleri hakkındaki teorilerini geliştirmiştir. Freud’un denemesinde, Leonardo’nun defterine not ettiği bir çocukluk anısından söz edilir:

“İlk anılarından birisi olarak şöyle bir şey anımsıyorum: Ben beşiğimde yatarken, bir akbaba bana doğru yaklaştı ve kuyruğuyla, ağzımı açtı ve birçok kereler, kuyruğuyla ağzıma vurdu.” Freud’un iddiasına göre bu anı, hiç de anı falan değildi, fakat anılar bölümüne nakledilmiş, daha sonra düşünülmüş bir fellasyo (Erkeğe yapılan oral seks) fantezisiydi.

Freud konuya şöyle devam ediyordu: “Fellasyo, ancak hepimizin bir zamanlar kendimizi çok rahat hissettiğimiz bir durumu farklı bir biçimde tekrarlar; yani hâlâ meme emme günlerimizi yaşıyorken ve annemizin memesini ağzımıza alıp emiyorken”. Bütün bunlardan, aynı zamanda hem çok parlak hem de oldukça kuşkulu olan bir argümanla, aşağıdaki sonuca varıyordu: “Oğlan çocuğu, annesine duyduğu aşkı bastırır:

Kendini onun yerine koyar, onunla özdeşleşir ve kendi kendisini bir model olarak alır, bu modelin benzerliğinde de aşkının yeni objelerini seçer. Artık o, bu şekilde, bir homoseksüel olmuştur. Aslında yapmış olduğu, oto erotizme geri kaymaktır: Çünkü şimdi büyümekteyken hoşlandığı oğlan çocukları, ne de olsa sadece çocukluğundaki, kendisinin yerine geçen kişiler ve yine çocukluğundaki kendisinin yeniden canlandırılmalarıdır. Bu oğlanlar onun annesinin onu sevmiş olduğu biçimde sevdiği oğlanlardır. Aşkının objesini, narsisizme giden yolda bulur.

Sigmund Freud’un İddiaları

leonardo da vinci

Freud iddialarına şöyle devam eder: “Homoseksüel, annesine olan aşkınıı bastırarak, bunu bilinç dışında saklar ve o andan itibaren de annesine sadık kalır. Görünüşte oğlanların peşinden koşar ve onlarla sevgili ilişkisine girerken, gerçekte, öbür kadınlardan kaçmaktadır. Onun sadakatini kıracak olan kadınlardan… Sadece erkeklerin cazibesinden etkilendiği izlenimini veren erkek, gerçekte, tıpkı normal bir erkek gibi, aynı şekilde kadınlardan etkilenmektedir. Ama her seferinde, kadınlardan aldığı uyarıyı, bir erkek objesine transfer etmek için acele eder. Ve bu yolla, homoseksüelliğini kazanmasına neden olan bu mekanizmayı üst üste yineler.”
Tüm bu arzu karmaşıklığında, Freud’a göre, Mona Lisa’nın enigmatik (anlaşılmaz) gülümsemesinin gizemi yatar.

Freud’un, güçlü argümanlarla fakat yine de tartışılır bir biçimde Leonardo’yu analiz etmesinin, şu veya bu biçimde terapiye girmiş olan sayısız eş cinsel erkeğin yaşamları üzerindeki etkisini iyi ya da kötü küçümsemek çok zor. Freud’un, homoseksüelliğin edinilmesine yol açan “mekanizmayı” yorumlaması ki bir bakıma akbaba sözcüğünün yanlış tercüme edilmesine bağlıdır homoseksüellik üzerine bu yüzyılda tıbbi ve psikoanalitik düşüncenin çoğunun kökeninde yatmaktadır. Ve ancak yeni yeni bunun ötesine geçmeye başlıyoruz.

Freud’un analizinin aracı olarak Leonardo, bugün eşcinsel erkekler ve lezbiyenler üzerinde büyük etki yapmaya devam etmektedir. Ama Leonardo kendi başına da çok etkili olmuş bir kişidir. Eşcinselliği, dehasını bütünleyici bir şey olarak ağırlanıyor. Dahası, sınırsız bir yaratıcı enerjiye ve sezgiye sahiptir erkek olarak… Eğer Leonardo eş cinselidiyse, eşcinsel tanımı yanlış tarafı ne olabilir ki? Böyle bir argümanın gücü, reddedilmesinin güçlüğünden kaynaklanır.

Bunu kaçırma!

bruno kreisky hayatı

Bruno Kreisky – Avusturya Şansölyesi

Avusturya’nın ilk Sosyal Demokrat Şansölyesi (1970-83) Bruno Kreisky, Ortadoğu’da ve Doğu-Batı çatışmasında gösterdiği barış çabalarıyla …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir