Anasayfa / Bilim & Teknoloji / Jüpiter Gezegeni ve Gizemleri
jüpiter

Jüpiter Gezegeni ve Gizemleri

Jüpiter, enlerin gezegenidir. Güneş sistemindeki en büyük gezegendir. Çapı Dünya’nın çapının on bir katı kadardır. Jüpiter’in içine 1300 den fazla Dünya rahat rahat sığabilirdi. Bu gaz devinin İçi de tuhaf bir yerdir. İç kısmı Dünya boyutunda ve kısmen de katı olan çekirdeği saran bir dizi metalik ve sıvı hidrojen katmanı barındırır, Jüpiter’in Güneş’in etrafında bir tur atması on iki yıl alır ve Güneş’e Dünya’nın olduğundan beş kat daha uzaktır.

Jüpiter Hakkında Sayısal Veriler

  1. Güneş’e en yakın nokta: 740 milyon kilometre 2 Güneş’e en uzak nokta: 816 milyon kilometre
  2. Yıl uzunluğu: 11,8 Dünya yılı
  3. Gün uzunluğu: 10 saat
  4. Eksen eğikliği: 3,13 derece
  5. Kütle çekimi: Dünya kütle çekiminin 2,64 katı

Jüpiter’in hızlı dönüşü (10 saat) ve derinlerdeki metalik sıvı hidrojenin hareketi sayesinde bu gezegen güneş sistemindeki en güçlü manyetik alana sahiptir. Kütlesinden dolayı, gezegeni saran gaz katmanının üst sınırlarındaki kütleçekimsel güç Dünya’nın deniz seviyesindeki kütle çekiminin iki buçuk katıdır.

Jüpiter güneş sistemindeki en büyük gezegen atmosferine sahiptir. Hidrojen ve helyumdan oluşan atmosferin en üst kısımlarında üç bulut katmanı bulunur. Bunlardan biri çoğunlukla buz kristalleri halindeki amonyaktan oluşur; diğeri amonyak ve sülfür karışımıdır; üçüncüsünde de su buharı bulutları mevcuttur. Üst katmanlar kuşak ve bölgelere ayrılır; rüzgârlar bu alanlarda saatte 600 kilometrenin üzerinde eser. Bu hareket, güneş sistemindeki en büyük fırtına olan Büyük Kırmızı Leke de dahil olmak üzere muazzam fırtınalara ve girdaplara sebep olur.

Galilei Uyduları

Jüpiter’in yörüngesinde en az altmış üç tane bilinen uydu vardır. En büyük dört tanesi

Galileo Galilei
Galileo Galilei

(gezegenden uzaklıkları sırasına göre) lo, Europa, Ganymede ve Callisto’dur. Bunlar 1610 yılında astronom Galileo Galilei tarafından keşfedildikleri için onun şerefine bu uydulara Galilei Uyduları denir.

Gezegene en yakın uydu olan lo volkanik bir dünyadır; milyonlarca yıldan uzun süredir yüzeye o kadar çok lav püskürtmüştür ki, kelimenin tam anlamıyla tersyüz olduğunu söyleyebiliriz. Bu volkanlardan sülfür fışkırır ve neticede bu maddeler Jüpiter’in yörüngesine ulaşır, lo neden bu kadar aktiftir? Çünkü Jüpiter ve diğer üç Galilei uydusunun kütleçekim güçleri arasında kalmıştır. Bu çekişme lo’nun şeklini bozar, bu da içerde sürtünmeye ve dolayısıyla da ısınmaya sebep olur, volkanik aktiviteleri tetikler. Buna gelgit ısısı denir ve güneş sistemindeki diğer uyduların iç kısımlarını da etkiler.

Europa buzdan ince bir yerkabuğuna ve çoğunlukla oksijen içeren seyrek bir atmosfere sahip su zengini bir dünyadır. Bu uydunun çekirdeğinde radyoaktif elementlerin çözülmesi sonucu ısınmış derin bir okyanus olması gayet muhtemeldir. Şartlar epey olumlu olduğundan bir yaşam formunu destekleyebilir. Fakat bu küçük uydu Jüpiter’e yakınlığı sebebiyle ölümcül bir radyasyona maruz kalır ve gezegenin manyetik alanı içindeki konumu burada oluşabilecek her türlü yaşamı etkiler. Yüzeyin altında ne olduğunu keşfetmek üzere Europa‘ya bir görev aracı gönderildiği takdirde bilim insanları onun hakkında daha çok şey öğrenecektir.

Diğer iki Galilei uydusu da Callisto ve Ganymede kendi içlerinde büyüleyici özelliklere sahiptirler. Ganymede güneş sistemindeki en büyük uydudur; hatta Merkür gezegeninden bile büyüktür. Karanlık yüzeyi oluklar ve çıkıntılarla kaplıdır. Yüzeyinde yer yer beyaz lekeler görülür. Bunlar güneş sisteminin oluşum aşamasından kalan enkazın parçaları olan göktaşlarının uyduya çarpıp yerkabuğuna gömülerek açtıkları kraterlerden etrafa buz sıçratan oluşmuştur. İlginçtir ki Ganymede’in derinlerdeki aktivitelerden kaynaklanan zayıf bir manyetik alanı; oksijen, büyük olasılıkla biraz ozon ve hidrojen de içeren ince bir atmosferi vardır.

Callisto, çok eski zamanlardan kalma çarpma kraterleriyle dolu bir yüzeye sahip karanlık görünümlü bir uydudur. Diğer Galilei uyduları gibi bir iç aktiviteye sahipmiş gibi görünmese de buzdan yerkabuğunun altında bir okyanus bulunması mümkündür.

Jüpiter’in Halka Sistemi

Jüpiter Halkaları
Jüpiter Halkaları

1978 yılında, Voyager 1 uzay aracındaki kameralar Jüpiter’i çevreleyen ince bir dizi halka görüntüledi. Satüm’ünki gibi parlak ve budu değil de, oldukça belirsiz ve tozlu olduklarından, bunları daha önce kimsenin görmemiş olmasına şaşmamalı. Galileo uzay aracı oldukça detaylı bir şekilde bunların haritasını çıkardı ve Hubble Uzay Teleskobu onlan gözlemledi. Halkalar üç kısma ayrılmaktadır: gezegene çok yakın olan hale halka, ana halka ve çoğunlukla Adrastea, Amalthea ve Thebe uydularından çıkan tozlan içeren bir çift ipliksi halka.

Jüpiter’i Keşfetmek

Galileo Galilei 1610 yılında teleskobuyla Jüpiter’i ilk kez gördükten sonra gezegeni keşif araştırmalarını başlatmış oldu. Günümüzdeyse, Hubble Uzay Teleskobu’nun yanı sıra kaliteli amatör cihazlar da dahil olmak üzere yer teleskopları gezegenin dört büyük uydusunu, bulut kuşaklarını ve bölgelerini seçebilmektedir. 1994 yılında gözlemciler, Shoemaker-Levy 9 Kuyrukluyıldızının 21 parçasının Jüpiter’e dalıp üst bulut katmanlarında koyu renkli izler bırakışını canlı olarak izlediler. 2009, 2010 ve 2012’de daha fazla çarpışma tespit edildi. Gezegenin kuvvetli kütleçekimi kuyrukluyıldızları ve diğer güneş sisteminin enkazını yolundan çevirip kendine doğru çektiği için astronomlar Jüpiter’e “güneş sisteminin elektrikli süpürgesi” takma adını verdi.

Gezegen bilimcilerin Jüpiter’i gerçekten tanıyabilmeleri için ona iyice yakınlaşması gerekti. 1973 yılında gezegene uçan ilk Jüpiter görev aracı Pioneer 9 bulutların üst kısımlarından yüksek çözünürlüklü görüntüler çekti ve manyetik alanlarla atmosferin üst kısmı hakkında veri topladı. Gezegen o zamandan beri Pioneer 10, Voyager 1 ve 2, Galileo, Ulysses, Cassini ve New Horizons araçtan tarafından ziyaret edildi.

Galileo, Jüpiter’in yörüngesine giren ilk (ve şu ana kadarki tek) uzay aracıdır. Galileo oraya Aralık 1995’te vardı ve gezegen, manyetosfer ve uyduları hakkında veri toplayarak orada yedi yıldan uzun süre kaldı. Juno görev aracı, 2016 yılında Jüpiter’e varacak ve Jüpiter’in iç kısmından gelen termal radyasyonu (ısı) incelemek, kütle çekimini ve manyetik alanını ölçmek ve kutup ışıklarını (Dünya’daki kuzey ve güney ışıklarına benzer) araştırmak için özel cihazlar kullanarak gezegeni ve çevresini inceleyeceği beş yıllık göreve başlayacak. Jüpiter’e başka görevler de planlanmakta; bunların arasında bulunan AUA’nın Jüpiter’in Buzla Kaplı Uydularının Keşfi (JUICE) adlı görev aracının da 2022 yılında gönderilmesi bekleniyor. Görevi planlayanlar Jüpiter ve uydularını inceleyerek üç yıl geçirmeyi umut ediyorlar. Bu dev gezegeni keşfe devam etmek, kaynağı ve güneş sistemindeki evrimi hakkında daha çok şey açıklamaya yardımcı olacaktır.

Kaynak:

Bunu kaçırma!

uzaylı resmi

Uzaylılar Var mı? Dünya Dışı Yaşamlar

Dünyanın en çok merak edilen konuları arasında olan dünya dışı yaşam ve uzaylılar var mı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir