Anasayfa / Genel Kültür / Eğitim / İngilizcede Kullanılan Adjectives Ve Prepositions (Sıfat-Edat)
adjectives

İngilizcede Kullanılan Adjectives Ve Prepositions (Sıfat-Edat)

Adjectives ve Preposition‘ların İngilizce’de nasıl kullanıldığını sizlere örneklerle açıkladık. Günlük hayatta bir çok konuşmalarda geçen bu kelimelerin nasıl kullanıldığını görebilirsiniz.

“be absent from”

Bir şeyin ya da bir kimsenin bir yerde bulunmaması

Example;

She was absent from the meeting. (Toplantıda yoktu.)

“be accustomed to”

bir şeye alışkın olma hâli

Example:

I’m accustomed to living alone. (Yalnız yaşamaya alışkınım.)

“be addicted to”

bağımlı olmak.

Example:

Children are becoming addicted to cigarettes. (Çocuklar sigaraya bağımlı olmaya başladılar.)

”be afraid of korkmak”

Example

I’m afraid of mice. (Farelerden korkarım.)

“be angry with”

birine kızmak.

Example:

My mum is angry with my sister. (Annem kız kardeşime kızgın.)

“be angry at”

kızmak

Example

He is angry at having to queue for a long time. (Bu kadar süredir kuyrukta beklediği için kızdım.)

“be annoyed with”

birine kızmak

Example

I was annoyed with myself for making that mistake. (O hatayı yaptığım için kendime çok kızdım.)

“be associated with”

Bir şeye katılmak, bir şeyle bağlantısı olmak

Example

He was associated with the Liberal Party. (Liberal Partiyle bağlantısı vardı.)

“be aware of

farkında olmak

Example:

We are well aware of the problem. (Problem in oldukça farkındayız.)

“be blessed with”

şükran duymak, minnet duymak

Example;

I’m blessed with you with your great help at my wedding. (Düğünüm de bana yaptığın büyük yardımlardan dolayı sana şükran duyuyorum.)

“be bored with”

sıkılmak

Example;

I’m bored with this book. (Bu kitaptan sıkıldım.)

”be capable of”

bir şey yapabilme yeteneği olmak

Example:

The aircraft is capable of some incredible manoeuvres. (Uçağın inanılmaz manevralar yapabilme yeteneği var.)

“be committed to”

enerjinizin ya da zamanınızın çoğunu bir şeye ya da bir kimseye ayırmak

Example:

This goverment is committed to reducing industrial pollution. (Bu hükümet endüstriden kaynaklanan hava kirliliğini azaltmaya çalışıyor.)

adjective

“be composed of

parçaların bütünü oluşturması, …den oluşturmak

Example

The management board is composed of three directors and two consultant (İdari kısım üç müdür ve iki danışmandan oluşuyor.)

“be concerned about”

bir şeyle ilgilenmek, endişeli olmak

Example:

The business people are concerned about the increase in imports. (İş adamları ithalatın artışından endişeliler.)

“be connected with”

ile bağlantısı olmak

Example;

This will effect dozens of other companies connected with the tourist industry (Bu olay turizmle bağlantılı olan birçok firmayı etkileyecek.)

“be content with”

memnun olmak, tatmin olmak

Example;

We were quite content with the new arrangement. (Yeni anlaşmalardan oldukça memnun uz.)

“be convinced of

ikna olmak

Example

Look here’s the proof. ~ I’m still not convinced of it. (Bak işte ispatı. ~ Üzgünüm hâlâ ikna olmadım .)

“be coordinated with”

uyum içerisinde olmak

Example:

It won’t be good if the colours of your decoration isn’t coordinated with the furniture.(Eğer dekorasyon renklerin mobilyalarına uymazsa iyi olmaz.)

“be crowded with”

kalabalık, dolu olmak

Example

The city centre is crowded with tourists. (Şehir merkezi turistlerle dolu.)

“be dedicated to”

kendini bir şeye adamak

Example

She is dedicated to educate some of disabled kids. (Kendini bazı sakat çocukları eğitmeye adadı.)

“be devoted to”

kendini bir şeye adamak

Examples

She was voted to her husband.(Kendini kocasına adadı.)

“be dissappointed in”

Rahatsız olmak

Example

I was dissappointed in my performance. I could have do much better.
(Performansımdan dolayı rahatsız oldum. Daha iyisini yapmış olabilirdim.)

“be divorced from”

-den boşanmak

Example

He was divorced from his wife. (Karısından boşandı.)

“be done with”

bıkmak

Example

I’m done with cooking. (Yemek pişirmekten bıktım.)

“be dressed in”

bir tarz ya da renkte giyinmek

Example

She was dressed in black. (Siyahlar giyinmişti.)

“be engaged to”

nişanlı olmak

Example

Have you heard that they’re engaged to be married? (Onların nişanlandıklarını duydun mu?)

“be envious of

imrenmek, kıskanmak

Example

It was hard not to envious of such a beautiful woman. (Böyle güzel bir kadını kıskanmamak elde değildi.)

“be equipped with”

donatmak, donatılmak

Example

Most new cars are equipped with a security alarm. (Yeni arabaların bir çoğu güvenlik alarmıyla donatılmış durumda.)

“be excited about”

-den / -dan dolayı heyecanlanmak

Example

I was excited about being the first in the class. (Sınıfta birinci olduğum için çok heyecanlandım.)

“be faithful to”

bir fikri ya da insanı desteklemek, saygılı olmak

Example:

He always remained faithful to his principles. (Her zaman prensiplerin saygılı kalmıştır.)

“be familiar with”

aşina olmak

Example

I’m not very familiar with Trollope’s novel’s. (Trollpsun romanlarına pek aşina değilim.)

“be filled with”

fikirden ya da duyguda etkilenmek

Example

He was filled with a desire to get away for while. (Bir süre uzaklaşmak arzusuyla doluydu.)

“be finished with”

ihtiyacı olmamak

Example:

I’m finished with the stapler if you want it. (Eğer istiyorsan zımbayla işim bitti.)

“be fond of

hoşlanmak, hoşuna gitmek

Example:

She is fond of my brother. (Benim erkek kardeşimden hoşlanıyor.)

“be friendly with”

İyi geçinmek

Example

My family had always been friendly with the Hampton’s. (Ailem Hamptonlarla hep samimi oldu.)

“be grateful to”

birine karşı minnettar olmak

Example;

We’re extremely grateful to you. (Sana son derece minnettarız.)

adjective

“be happy about”

bir şeyden dolayı mutlu olmak

Example

I’m not happy about these changes. (Bu değişikliklerden dolayı mutlu değilim.)

“be interested in”

ilgili olmak

Example

I’m interested in playing instruments. (Enstrüm an çalmak ilgi alanıma giriyor.)

“be jealous of

kıskanmak

Example

He is jealous of his boss. (Patronunu kıskanıyor.)

“be known for”

Bir şeyiyle tanınmak, bilinmek, anılmak

Example:

Konya is known for its Mevlana. (Konya Mevlanasıyla tanınır.)

“be limited to

… ile sınırlı olmak

Example

You limited to two suitcases while you are travelling on a plane. (Uçakla yolculuk ederken yanınıza iki tane bavul alabilirsiniz

“be married to”

… ile evli olmak

Example

He is married to Mr. Brown’s daughter. (Bay Browritn kızıyla evli.)

“be patient with”

sabırlı olmak, …e karşın sabırlı

Example

He’s very patient with the children. (Çocuklara karşı çok sabırlı.)

“be related to”

… ile ilişkisi, bağlantısı, akrabalığı olmak

Example

I’m related to him on my mother’s side; he is my mother’s cousin. (Anne tarafından akrabayım ann emin kuzeni olur.)

“be scared to”

bir şeyi yapmaktan korkmak

Example;

She was too scared to jump of the high diving board. (Çok yüksek olan atlama tahtasından atlamaya korktu.)

“be terrified of

-den korkmak, ürkmek

Example

I’m terrified of trio dark. (Karanlıktan korkarım.)

“be upset with”

üzüntü duymak, birine üzülmek

Example

I’m upset with her, she wanted to come with us but she couldn’t..
(Onun için üzülüyorum; bizimle gelmek istedi, fakat gelemedi.’)

“be worried about”

-den dolayı endişeli olmak

Example

Are you worried about the exam? (Sınavdan dolayı endişeli misin?)

Bunu kaçırma!

definite article

Definite Article Nedir?

Definite Article ”the”belirli tanım edatı diye adlandırılan “THE” sözcüğü tekil, çoğul, sayılabilen ve sayılamayan bütün …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir